Hikâyemiz
Lacide, yaklaşık on yıl önce farklı düşünen, üretmekten ve değer yaratmaktan heyecan duyan bir grup üniversite öğrencisinin hayali olarak doğdu. O günlerde ne bir şirketimiz vardı ne de ticari bir hedefimiz. Lacide; benzer düşüncelere sahip insanların yazılar yazdığı, podcast'ler hazırladığı, fikirlerini paylaştığı ve sanat etrafında buluştuğu ortak bir çatıydı.
Zaman geçti. Hayat hepimizi farklı mesleklere, farklı deneyimlere ve farklı sorumluluklara taşıdı. Dünya değişti; birçok alanda para kazanma arzusu, değer üretme isteğinin önüne geçti.
Biz ise yıllar sonra aynı insanlar olarak yeniden bir araya geldik. Bugün daha deneyimliyiz, daha olgunuz; fakat hâlâ aynı hayallere, aynı heyecana ve aynı değerlere inanıyoruz.
Lacide'yi yeniden hayata geçirirken önceliğimiz hiçbir zaman yalnızca ürün satmak ya da ticari başarı elde etmek olmadı. Biz, insanların yaşı, mesleği, cinsiyeti ya da yaşam tarzı ne olursa olsun, ortak değerlerde buluşabileceği; üretebileceği, paylaşabileceği ve ilham verebileceği bir topluluk oluşturmayı hedefledik. Bizim için Lacide yalnızca bir marka değil; birlikte üreten insanların oluşturduğu bir aile ve ortak bir kültürdür.
Bu yolculukta bizimle aynı duyguları paylaşan, aynı heyecanı hisseden herkesi bu çatının bir parçası olmaya davet ediyoruz.
Tasarım Anlayışımız
Lacide koleksiyonları; ülkemizin önde gelen üniversitelerinden mezun, uluslararası ölçekte çalışmalar üreten genç tasarımcıların imzasını taşır. İskandinav tasarımının sade ve zamansız çizgilerini, Akdeniz kültürünün sıcaklığı ve heykelsi karakteriyle buluşturarak kendine özgü bir tasarım dili oluşturuyoruz.
Bizim için iyi tasarım yalnızca estetik değildir. Her ürünün bir hikâyesi, bir anlamı ve insanda bıraktığı bir iz olması gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden yalnızca bir obje üretmiyor; insanların yaşamlarına eşlik edecek hikâyeler tasarlıyoruz.
Geçmiş ile bugünü birbirine bağlayan her formun, her çizginin ve her rengin bilinçaltımızda bir duygu uyandırdığına inanıyoruz. Bazen bunun farkında bile olmayız. Bir obje, çocukluğumuzdan bir anıyı hatırlatabilir; bize huzur verebilir, merak uyandırabilir ya da bulunduğu mekâna bambaşka bir karakter kazandırabilir.
Çünkü bir mekâna adım attığımızda, orayı nasıl algıladığımızı ve kendimizi o mekânda nasıl hissettiğimizi büyük ölçüde etrafımızdaki objeler belirler.
İşte bu nedenle her tasarımımıza yalnızca estetik bir ürün olarak değil, insanların yaşam alanlarına anlam, duygu ve karakter katacak bir unsur olarak yaklaşıyoruz.
Lacide için tasarım; yalnızca görünen değil, hissettiren bir deneyimdir.